|
Antijenin vücuda girişinden 10-20 gün sonra vücut bunlara karşı, savunma maddeleri olarak antikorları üretir. Antikorlar, antijeni öldürür ve akyuvarlar da antijenin yok edilmesinde yardımcıdır. İşte bu olay geçerken organizmada çeşitli reaksiyonlar oluşur. Alerjiye neden olan antijenler mide-bağırsak kanalı, solunum yolları, deri ve organ zarlarından ya da enjeksiyon yoluyla vücuda girerler. Fakat ışık, ısı, soğuk, ruhsal gerilim gibi etkenler de alerjiye yol açarlar. Însan vücudunda bulunan mikrop ve hastalık yapan mantarlar da savunma maddesi olan antikor oluşumuna neden olabilirler. Aynı durum tümörlerin, doku eziklerinin ve yanıkların oluşturduğu protein maddeleri için de geçerlidir. Yanıklar, alerjinin oluşum koşullarına yardımcı olan etkenlerin başında gelir. Bazı ailelerin arasında yüzde 50–75 oranında alerjik vakalar görülür.
Buna karşın birçok aile içinde bu oran yalnızca yüzde 10 dolayındadır. Bir yaşına kadar bebekler proteinli besinlere karşı aşırı duyarlılık gösterirler. Alerjik hastalıklara kadınların âdet dönemlerinde, erinlik çağında, gebelikte ve menopoz dönemlerinde, özellikle sık rastlanır. Bundan başka zayıf kişilerin alerjiye eğilimleri şişmanlardan çok daha fazladır. Fikir işçileri diğer meslek sahiplerine oranla daha duyarlıdır. Mevsimler (özellikle ilkbahar ve sonbahar) ve hava koşulları alerjiyi etkileyen faktörlerdir. En son sayılacak etkenler arasında sinir sistemi yer alır. Alerjik reaksiyonların ortaya çıkışında mesleğin büyük rolü vardır. Örneğin, astım değirmencilerde sık rastlanan alerjik bir durumdur. Doktorlar, eczacılar ve hemşirelerde de ilâçlarla sıkı ilişkileri sonucu bazı alerjik vakalar görülmektedir. |