|
Obezitenin neden olduğu hastalıklar nelerdir. Birçok hastalığın etyolojisinde obezite vardır. Fazla kilolu olmanın yol açabileceği hastalıkları aşağıda sıraladık.
Diyabet: Tip 2 diyabet (DM) sıklığı VKI'deki artışa paralel artmaktadır. 55 yaş altındaki kişilerde VKI'nin 40 kg/m2 çıkması Tip 2 DM riskini erkeklerde 18,1, kadınlarda 12,9 kat arttırmaktadır. Fazla kilo (25-29.99 kg/m2) ise 55 yaş altı kişilerde Tip 2 DM riskinin 3-4 kat arttırmaktadır. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Obezite nedir ve kimlere obez denir. Obezite hastalığının toplum sağlığına etkisi ve gelecekteki tehlikeler. Obezite hastası neler yapmalı ve yaşamında ne gibi değişikliklere gitmeli?
Obezitenin Sınıflandırılması
Yetişkin erkek bireylerde ağırlığın %15- 18'ini, kadınlarda ise %20-25'ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde %25, kadınlarda ise %30'un üzerine çıkması obezite kabul edilmektedir. Obezite değerlendirmesi için vücut yağ oranının saptanması en uygun yöntemdir. Bu da dolaylı yollardan Dual Energy X-ray Absorptiometry (DEXA) ile saptanabilmektedir. Ancak bu yöntem ölçüm için özel cihazlar gerektirir ve az da olsa kişilerin radyasyona maruz kalmalarına sebep olur. Dünya Sağlık Örgütü günümüzde obezite değerlendirmesinde pratik olması nedeniyle vücut kütle indeksi (VKI) kullanılmasını önermektedir. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Bu gibi tedbirlerle, sınırda ve hafif hipertansiyonlar normal değerlere inebilir. Eğer bu tedbirler kâfi gelmiyorsa, doktor ilâç tedavisine geçecektir. Hangi ilâcın hastaya iyi geleceğine doktor karar verecektir. Değişik mekanizmalarla etkilerini gösteren oldukça fazla sayıda tansiyon düşürücü ilâç bulunmaktadır Devamlı olarak da yenileri piyasaya sürülmektedir. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Alkol de tansiyon için çok zararlıdır. Yapılan araştırmalar, alkol alınmasının tansiyon tedavisini zorlaştırdığını göstermektedir. Acı, ekşi, limon ve baharatın ise tansiyon üzerinde önemli hiçbir etkisi yoktur. Rahatlıkla yenebilirler. Çay, kahve gibi içecekler azaltılmalıdır. Hipertansiyonlu hastalar hareketsiz hayattan uzak durmalıdırlar. Aslında düzenli spor ve egzersiz herkese tavsiye edilmektedir. Yüksek tansiyonu olanlar da düzenli olarak spor yapmalıdırlar. Koşu, ip atlama, bisiklete binme, bahçe çalışmaları, evde 15 - 30 dakikalık egzersizler çok faydalıdır. Yaşlılar için yürüme de bir nevi spordur. |
|
|
Şişman hastalar kiloIularda sırf zayıflama bile tansiyonu önemli ölçüde düşürülebilmektedir. Yemeklerde "doymuş yağ" dediğimiz katı yağlar ve kolesterolden zengin yumurta sarısı gibi gıdalar azaltılmalıdır. Çünkü "hiperlipidemi" dediğimiz kan yağlarının yüksekliği, hipertansiyonla birlikte bir arada bulunduğunda damar sertliği gelişmesini hızlandırır. |
|
Devamını oku...
|
|
|
 Gerek rutin muayenesi sırasında tansiyon ölçme ile gerekse hastanın şikâyetlerine bakarak tansiyonu yüksek bulan bir hekim, önce hastalığının sebebini araştırmaya yönelir. Hastasını bu yönden dikkatlice muayene eder. Gerek gördüğü tahlilleri isteyerek tansiyon yüksekliğine sebep olan bir hastalık olup olmadığını ortaya çıkarır. Ayrıca tansiyonun diğer organları ne derece etkilediğini gerek hastalığı tespit ettiği sırada, gerekse ilerideki kontrollerde gerekli gördüğü tetkik ve muayeneleri yaptırarak değerlendirebilir. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Hipertansiyonun birçok organı bozduğunu söylemiştik. Bunun esas sebebi, tansiyon yüksekliğinin arteriol dediğimiz ince atardamarların duvarlarını bozması ve bu damarları daraltmasıdır. Bu bozukluğun miktarında tansiyon yüksekliğinin derecesi ve ne kadar zaman sürdüğü rol oynar. Böylece böbrek damarlarının bozukluğu ile böbrekler normal çalışamazlar. En nihayetinde böbrek yetersizliğine kadar giden bir seri böbrek bozukluğu gelişir.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Sekonder dediğimiz başka bir hastalığa refakat eden hipertansiyon bu hastalık tedavi edilebildiği takdirde ortadan kaldırılabilir. Bunun önemi şudur: Daha önce de belirttiğimiz gibi, hipertansiyonların yüzde 80'inde herhangi bir sebep bulunamaz. Bu grup hastalarda ömür boyu kontrol ve tedavi gerekir. Yüzde 20'lik kısmı oluşturan sekonder hipertansiyonda, esas sebep olan hastalık tedavi edilebiliyorsa, tansiyon yüksekliği problemi de halledilmiş olacaktır. Eğer bu sebep olucu hastalık kökten çözülemiyorsa, hem bu hastalığın tedavi tedbirleri alınır, aynı zamanda da tansiyon düşürücü ilaçlarla tedaviye devam edilir. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız ki, esansiyel hipertansiyon ömür boyu devam edecek bir hastalıktır. Bu sebeple de ömür boyu kontrol ve tedaviyi gerektirir. Yüksek kan basıncının uygun bir tedavi ile normal seviyelerde tutulması, yüksek tansiyona bağlı komplikasyonları bariz şekilde azaltır. Bu sebeple, zamanında başlanan ve kontrollü olarak devam ettirilen bir tansiyon tedavisinin büyük önemi vardır. |
|
|
Tabiidir ki, tansiyon yüksekliği çeşitli derecelerde görülebilir. Bu derecelendirme daha çok diastolik dediğimiz tansiyonun küçük kısmı göz önüne alınarak yapılmaktadır. Tansiyonun şiddetine göre üç dereceye ayrılır: hafif, orta ve şiddetli hipertansiyon. Cemiyetteki insanların oldukça mühim bir kısmının problemi olan hipertansiyon, herkesin mahiyetini az çok bilmesi gereken bir halk sağlığı problemidir. Hastalığın ömür boyu sürmesi, kontrol altına alınmadığı takdirde vücudumuzun birçok hayatî organlarında komplikasyonlara sebep olmaktadır. Organ bozuklukları ise insan ömrünü kısalttığı gibi, yaşadığı müddetçe de birtakım problemlerin ortaya çıkmasına sebep olurlar. yüksek tansiyon |
|
|
Genellikle sağ kolda ölçülen tansiyon değerleri sol koldakinden hafifçe biraz daha fazladır. Yaşın ilerlemesi ile tansiyon değerleri bir miktar yükselme gösterir. Bir kimsede hipertansiyon hastalığının bulunduğunu söylemek için kabul edilen üst sınır, genellikle 140/90 mmHg 'dır. Bu miktarları aşan değerler hipertansiyon olarak kabul edilir. Bir kimsede hipertansiyon olduğuna karar vermek için birkaç gün tansiyon ard arda ölçülür. Bu ölçmelerde tansiyon değeri devamlı olarak 160/95 mmHg'nin üzerinde kalıyorsa, kesin hipertansiyon olduğuna karar verilir. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Tansiyon, tansiyon aletinin manşonu kola takılarak ölçülür. Bu ölçme sırasında âletin manşonu hava ile şişirilir. Aletteki havanın basıncı kan damanndaki kanın basıncını aşınca damardan kan geçmesi durur. Bundan sonra âletin havası yavaş yavaş boşaltılır. Aletin basıncı damardaki basınca eşit olup, biraz onun altına düşünce damardan kan geçmeye başlar. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Bunların mühim bir kısmını çeşitli böbrek hastalıkları teşkil eder. Kronik böbrek iltihapları, her iki böbrekte çok sayıda kistin bulunduğu polikistik hastalık, akut glomerulonefrit, böbrek atardamarında daralma gibi hastalıklar. Böbrek üstü bezinin cortex (kabuk) kısmının aşın çalışması sonucu meydana gelen hastalıklar. Gebelikte de hipertansiyon gelişebilir. Doğum kontrol hapları da yüksek tansiyona sebep olabilirler. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Tüm Dünya'da 350 milyon kişinin etkilendiği önemli bir toplumsal sağlık problemi olan astım ülkemizde de yılda yaklaşık yüzde 10 oranında görülmektedir. Yaş ve cinsiyet ayrımı olmaksızın herkesi etkileyebilen astım hastalığı kişinin günlük işlevlerini etkileyen toplumsal ve özel yaşam kalitesini düşüren kronik seyirli bir hastalıktır.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Diyabetes mellitus-şeker hastalığı: Pankreas organımızdan vücuda salınan hormonlardan biri olan insülin hormonunun yeterli salıanmaması veya yeterli salınsa da işlevini yerine getirememesi nenedleriyle ortaya çıkabilen bir durumdur. Birkaç tipi vardır. Şeker hastalığı adı da verilen şekerli diyabet, orta yaşlarda, genellikle 50-65 yaşları arasında hafif olarak başlayabilir ve ancak genel bir muayene sırasında rastlantıyla ortaya çıkar. Şeker hastalığı yaşamın erken çağlarında başlarsa çok daha ağır seyreder. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Bilinçsizce uygulanan diyetler kansere neden olabildiği gibi yaşamsal faaliyetlerimizin devam etmesinde son derece büyük önem taşıyan hayati organlarımızı kaybetmemize de neden olabilir. Uzmanlar, bilinçsizce uygulanan diyetlerin kötü sonuçlara zemin hazırladığını ifade ederek; kanserden kaçınmak ve hayati organlarımızı sağlıklı bir şekilde muhafaza edebilmek için bireylerin diyetisyenlerin önerileri dışındaki diyetleri uygulamamaları gerektiğini belirttiler. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Bronş kanseri: Son yıllarda akciğer kanseri vakalarına çok sık rastlanmaktadır. Sonu mutlaka ölüm olan bu hastalığın çok erken teşhis edilerek tedaviye gidilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte tedavi edilen vakaların iyileşme oranı yüzde 25'i geçmemektedir. Akciğer kanseri tüm kanser vakalarının yüzde 10–3 5'ini oluşturur ve genellikle 50–60 yaşlan arasında görülür. Bu nedenle, uzun süreli kuru öksürük, belirsiz sırt ağrısı söz konusu olduğu takdirde bir doktora başvurmalıdır. Akciğer tümörlerinin büyük bir bölümü, büyük bronşlardan doğmuş bronş kanserleridir. |
|
Devamını oku...
|
|