| Gebelik takiplerinde yapılan incelemeler |
|
|
Gebelik takipleri sırasında düzenli aralıklarla doktor kontrollerine gitmeniz önerilir. Bu kontrollerde hem sizin genel sağlık durumunuz, hem de bebeğinizin büyüme ve gelişmesi kontrol edilirek olası bir problem saptanmaya çalışılır. Saptanan bir problem varlığında da uygun şekilde giderilmesi amacıyla gerekli tedaviler uygulanır.Gebelik takipleri sırasında yapılan rutin ve risk faktörü saptanması durumunda yapılan ileri incelemeler çok çeşitlidir. Gebelik testi Adet gecikmesi varlığında herhangi bir gebelik testi yapmadan doktorunuza gittiğinizde eğer adet gecikmeniz yaklaşık 1 hafta kadar ise doktorunuz vajinal ultrason ile gestasyonel keseyi görüp gebeliği saptayabilir. Böyle bir durumda ayrıca test yapmaya gerek yoktur. Ancak şüpheli durumlarda kanda gebelik testi istenebilir. Tek bir sonucun yeterli olmadığı durumlarda (dış gebelik normal gebelik ayrımı gibi ya da gebeliğin sağlıklı ilerleyip ilerlemediğinin anlaşılması için) iki gün aralarla kanda gebelik testi tekrarlanabilir. Çoğu laboratuvarda kanda yapılan gebelik testi rapor edilirken hastada saptanan değerin yanısıra hangi gebelik haftasında değerin hangi aralıklarda olduğu da yazılmaktadır. Hasta ve hasta yakınları da bu değere göre gebeliğin kaç haftalık olduğuna karar vermektedirler. Oysa bu değer aralıkları son derece geniş olup kandaki beta HCG (gebelik hormonu) düzeyine bakarak gebeliğin kaç haftalık olduğuna karar verilemez. Gebelik yaşına karar verilirken esas alınan veri son adet tarihi ve ultrason ölçümü arasındaki ilişkidir. Pelvik muayene Ultrasonun bu kadar yaygın kullanılmadığı ve gebelik testlerinin şimdiki gibi birkaç saatte değil günler sonra sonuçlandığı eski dönemlerde elle muayene gebeliğin anlaşılması açısından son derece önemliydi. Gebelikte rahim ağzında ortaya çıkan yumuşama, renk değişikliği ve rahimin muayenede normalden büyük olarak saptanması adet gecikmesi ile bir arada değerlendirildiğinde rahim içi bir gebeliğin saptanması için çoğu zaman yeterli olarak kabul edilmekteydi. Günümüzün modern yaklaşımında ise gebeliğin tanısında ve ilk gebelik değerlendirmesinde jinekolojik muayene eski popüleritesini doğal olarak yitirmiştir. Transvajinal ultrasonografi ile gebeliğin çok erken dönemlerinde bile gebelik kesesi ve yolk kesesi görülerek normal rahim içi bir gebelik olup olmadığına karar verilebilmektedir. Gümünüzde erken gebelik takiplerinde jinekoljik muayenenin daha az kullanılmasının nedeni halk arasındaki muayenenin düşüğe neden olacağı şeklindeki yanlış inanış değildir. Muayenenin düşüğe neden olduğuna yönelik hiçbir bilimsel veri yoktur. Düşüklerin genelde ilk 8 hafta içinde gerçekleşmesi ve ilk muayenenin de genelde bu haftalarda yapılması bu şekilde yanlış bir inanışın yerleşmesine neden olmuştur. İlk doktor ziyaretinde öncelikle tercih edilmese bile jinekolojik muayene gebelik takiplerinin vazgeçilmez bir ögesidir. Herhangi bir jinekolojik yakınma olmaması durumunda bile eğer son 1 yıl içinde yapılmamış ise ilk gebelik kontrolünde smear testi alınması amacıyla spekulum uygulanabilir. Öte yandan hamileliğin seyri süresince herhangi bir dönemde kanama görüldüğünde bunun değerlendirilmesi amacıyla yine spekulum ile gözlem yapılır. Erken doğum tehdidi varlığında ya da ultrasonografide rahim ağzında kısalma saptandığında ya da açılmadan şüphelenildiğinde de yine hem spekulum incelemesi hem de elle maueyene yapılır. gebeliğin son dönemlerinde çatı olarak adlandırılan pelvisi değerlendirmek amacıyla da elle muayene yapılır. Doğum öncesinde elle muayenenin yapılmasını gerektiren bir başka durum da suni sancı öncesi rahim ağzının durumunun değerlendirilmesidir.
20-24. haftalarda ise bebeğin tüm organlarının değerlendirildiği detaylı fetal inceleme yapılır. Gebeliğin ilerleyen dönemlerind ekan akımlarını incelemek amacıyla doppler ultrasonografi yapılabilir. Çoğul gebeliklerde rahim ağzında kısalma olup olmadığını anlamak amacıyla abdominal ultrasonografi ile birlikte vajinal ultrasonografi de yapılabilir. Benzer şekilde risk varlığında tek bebek bekleyen anne adaylarında da 20-23. haftalar civarında vajinal ultrasonografi ile rahim ağzı uzunluğu ölçülebilir. Bazı ülkelerde her doktor kontrolünde ultrason incelemesi yapılmamakta tüm gebelik boyunca sadece 2 ya da 3 kere ultrason ile bakılmaktadır. Bunun nedeni bu ülkelerde ultrason incelemelerinin ayrı olarak ücretlendirilmesidir. Bunun yerine rutin kontrollerde bebeğin gelişimi, rahim büyüklüğü mezura ile ölçülerek anlaşılmaya çalışmakta, doppler ya da fetoskop adı verilen boru benzeri bir alet ile bebeğin kalp sesleri dinlenerek sağlıklı olup olmadığı değerlendirilmektedir. Bebeğin duruşu, önde gelen kısmı gibi değerlendirmeler ise Leopold manevraları adı verilen elle dıştan muayene ile anlaşılmaya çalışılmaktadır. Tüm bu değerlendirmeler hayata açıktır ve kuşkusuz ultrason mezuradan daha yararlı veriler sağlamaktadır. Günümüzde giderek artan sayıda merkezde üç boyutlu ultrason cihazları yer aldığından bebeğin doğmadan önce ayrıntılı görüntüsü elde edilebilmektedir.
Günümüzde kan sayımı damardan alınan az miktarda kanın özel cihazlarda incelenmesi ile yapılmaktadır ve sonuçların alınması çoğu zaman birkaç dakikayı geçmemektedir. Bir hemogram raporunda en çok dikkat edilen parametreler şunlardır: WBC (white blood cell count, lökosit): Kanın belirli bir hacmindeki beyazküre (akyuvar) sayısıdır. Normal değerler laboratuvarlara göre az çok değişmekle birlikte genelde mililitrede 4.500-11.000 arasındadır. Gebelikte bir miktar artış normal kabul edilmekle birlikte kanda lökosit sayısının artması enfeksiyon lehine bir bulgudur Hemoglobin (Hb): Hemoglobin alyuvarların (eritrosit) içinde yer alan, kana kırmızı rengini veren ve oksijeni taşıyan proteindir. Normal değerleri erkeklerde ve kadınlarda farklıdır. Kadınlarda desilitrede 12-16 gram hemoglobin olması normaldir. 12 gramın altında olması ise anemi olarak adlandırılır. Hemotokrit (Hct): Alyuvarların hacminin tüm kan hacmine olan oranıdır. Kadınlarda %37-48 arası normal olarak kabul edilir. Trombosit (plt): Kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücrelerdir. Normal değerleri mililitrede 150-440.000 arasındadır. Kan sayımında ayrıca tek bir alyuvarın hacmi ve hemoglobin içeriği gibi değişik parametreler de görüntülenebildiği gibi akyuvarların da değişik türlerinin oranları hesaplanır. Bu incelemeye lökosit formülü adı verilir. Rutin gebelik takipleri sırasında hamileliğin başlangıcında tam kan sayımı yapılır. Burada amaç anemi varlığını araştırmak ve uygun şekilde tedavisini sağlamaktır. takipler sırasında 28. hafta civarında test tekrarlanır.Bunun dışında doktorunuz gerekli gördüğü durumlarda kan sayımı yapılmasını isteyebilir. Ayrıca gebeliğe bağlı tansiyon yüksekliği ya da HELLP sendromunun izlenmesinde trombosit sayımlarından da yararlanırlır.
Gebelikte sık aralıklarla yapılan idrar incelemelerinin amacı hem olası bir idrar yolu enfeksiyonun saptamak hem de gebelik sırasında ortaya çıkan bazı hastalıkların tespitini yaparak takip etmektir. Rutin bir idrar incelemesinde idrarın asitlik derecesi, yoğunluğu, glukoz, protein, keton gibi maddeler içerip içermediği araştırılır. Ayrıca mikroskopide akyuvar, kan, kum ve bakteri olup olmadığı incelenir. Normalde insan idrarında protein bulunmaz ancak preeklampsinin önemli bulgularından birisi proteinüri yani idrarda protein olmasıdır. İdrardaki protein miktarı genelde preeklampsinin şiddeti ile doğru orantılıdır. Gebelikte idrarda bir miktar glukoz olması normaldir ancak fazla miktarlarda glukoz yani glukozüri gebeliğe bağlı şeker hastalığını düşündürür. Ketonlar olarak adlandırılan bazı asitler ise anne adayının yeterli şekilde beslenip beslenmediğini anlamak açısından yol gösterici olabilir. Açlık ile birlikte idrarda keton (aseton) görülmeye başlar. Açlığın süresi uzadıkça idrardaki keton miktarı da artar. Bu nedenle gebeliğe bağlı bulantı ve kusmanın izlenmesinde idrar keton düzeyi önemlidir. Teorik olak insan idrarında kırmızı kan hücresi (alyuvar, eritrosit) bulunmaz. Ancak sağlıklı insanlarda idrarda birkaç tane eritrosit saptanması çoğu zaman normal kabul edilir. Buna karşılık fazla miktarda eritorisit saptanması mikroskopik hematuri olarak adlandırılır ve idrar yolu enfeksiyonu, idrar yollarında taş ve hatta bazı böbrek hastalıklarının belirtisi olabilir. Bununla birlikte kadınlarda idrardaki eritrositlerin kaynağının fark edilmeyen çok hafif vajinal kanamalar olabileceği de akıldan çıkartılmamalıdır. İnsan idrarında birkaçtane lökosit (akyuvar) olması da normaldir. Bununla beraber artmış lökosit sayısı çoğu zaman idrar yolu enfeksiyonunu işaret eder. Bakteri ise çoğu zaman idrar tetkikinde saptanan bir bulgudur. Bunun nedeni vajina ve ürethra (idrarın dışarıya atıldığı yer) çevresinde çok sayıda değişik bakteri bulunmasıdır. Bunlar örnek verilirken idrara karışabilir ve bu nedenle idrar tetkikinde saptanabilir. Bu duruma kontaminasyon adı verilir. Normalde mililitrede 100.000 baktariye kadar olan durumlar kontaminasyon olarak kabul edilir ve hastanın yakınması yoksa ve idrarda bol lökosit saptanmamış ise klinik bir önem oluşturmaz. Ancak yine de bu gibi durumlarda idrar kültürü yapılması gerekebilir. İdrar yoğunluğuna bakılarak anne adayının yeterli su içip içmediği hakkında da fikir sahibi olunabilir.
İdrar yolu enfeksiyonları düşüklere ve erken doğumlara neden olabileceğinden mutlaka uygun antibiyotikler ile tedavi edilmelidir.
AIDS'de bebek üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğinden rutin incelemeler arasında HIV testi de bulunur. HBs negatif ve HIV çıkması durumunda gebeliğin sonlarına doğru doğuma yakın bir dönemde tekrar edilmesinde yarar vardır.
İndirekt Coombs ve Anti D (rhogam) Şeker (Diyabet) tarama testi Testin anormal çıkması durumunda kan şeker düzeyine göre 3 saatlik şeker yükleme testi yapılabilir ya da yapılmayabilir. Glukoz tarama testinde kan şeker düzeyi 140 mg/dl üzerinde ise test pozitif ya da anormal olarak kabul edilir. Sonuç 200 mg/dl ya da üzerinde ise bu durumda diyabet tanısı konur. Sonucun 140-200 mg/dl arasında bulunması durumunda ise 3 saatlik şeker yükleme testi yapılması gerekir. 50 gram glukoz ile yapılan taramanın anormal çıkması mutlaka gestasyonel diyabet olduğu anlamına gelmez. Tarama ve tanı testleri sonucu gestasyonel diyabet saptandığında uygun şekilde tedavisi gerekir. Tedavide bazen sadece diyet yeterli olurken bazen hastanın insülin kullanması gerekebilir. Diğer testler ilgilenebileceğiniz sayfalar yaklaşan doğumun belitileri
hamilelikte cinsel ilişki pozisyonları
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

.gif)
