|
Migren; altında herhangi bir hastalık yatmayan ve çoğu zaman da yaşamı tehdit edici bir özelliği bulunmayan primer baş ağrıları grubunda değerlendirilen, tedavisi olan nörovasküler bir hastalıktır. M.Ö. 3000'li yıllarda migren ağrısının bilindiğini düşündürecek tarihi araştırmalar bulunmaktadır. Birinci yüzyılın sonlarına doğru Aretaus; başın bir yarısını tutan, şiddetli olan, bulantının eşlik ettiği ve kriz dışında kişinin iyi olduğu bir baş ağrısı tanımlamış ve ikinci yüzyılın ortalarında ise Galen bu ağrıya hemicrania ismini vermiştir.
Migren tanısında hekimin bilgi donanımı ve tecrübesi çok önem arz etmektedir. Çünkü ağrının özelliği, yerleşim bölgesi ve belirtileri nedeniyle diğer baş ağrılarından kolaylıkla ayırt edilemeyen bir hastalıktır. Yapılan araştırmalar görülme sıklığını tüm nüfusta %10, erkeklerde%2- 10 ve kadınlarda ise %5-25 olarak ortaya koymuştur. Bu nedenle basit bir baş ağrısı gibi görülmemeli ve yeterli özen gösterilmelidir.
Son zamanlarda migrenin beyne ait bir aşırı uyarılabilirlik sendromu olarak kabul edilmesi konuşulmaktadır. Bu aşırı uyarılabilirliğe ise mitokondrial bir defektin, magnezyum eksikliğinin veya glutamat metabolizmasındaki bir bozukluğun neden olabileceği düşünülmektedir. Ancak bu görüşlerin henüz doğrulanamaması bizi migren patogenezi için şu mekanizmalara götürmüştür:
Ekstrakraniyal arter üzerine uygulanan basıncın, ağrının şiddetini giderek azalttığı gösterilmiştir. Ayrıca bir vazokonstriktör olan ergotaminin de ağrının şiddetini azaltıcı etkisi görülmüştür. Buradan yola çıkılarak yapılan çalışmalarda süperfisiyal temporal arterin frontal dalının dilate olması ile ağrının oluştuğu ortaya konmuştur. Ancak ağrı için vazodilatasyon yeterli değildir. İşte bu noktada nörojenik inflamasyonla ve santral bir mekanizma ile ağrı eşiğinin düşmesi devreye girmektedir.
Migren ağrısı genellikle başın bir tarafında oluşmaktadır. Şiddetli ve zonklayıcıdır. İki migren atağı arasında kişide herhangi bir belirti yoktur. Ağrı atakları sırasında karanlık bir odada dinlenme isteği oluşmaktadır. Tedavi edilmeyen bir migren atağı 4-72 saat kadar sürmektedir. 4 saatten kısa ve 72 saatten uzun bir atak migren olarak kabul görmemektedir. Migren ataklarının tetiklenmesinde birçok şey etkili olmaktadır. Ancak atakların gelişmesinde en önemli etken kişinin stresli bir yaşantıya sahip olmasıdır. Ataklarının son zamanlarda arttığından bahseden hastaların son dönemlerdeki yaşantılarına bakıldığında bu durum çok açık bir biçimde görülmektedir. Stresin yanında şunların da migren atağını tetiklediği gösterilmiştir:
-uyku düzensizliği
-düzensiz yemek alışkanlığı
-bazı besinler(Glutamatlar ya da tat verici maddeler, aspartam gibi tatlandırıcılar)
-alkol
-sigara
-bazı kokular
-aşırı egzersiz, yorgunluk
-bazı ilaçlar(doğum kontrol hapları)
-bayanlarda menstürasyon
Ayrıca baş ağrısı bir uyarıcıyla başlayabildiği gibi durup dururken aniden de ortaya çıkabilir.
Migren ağrısı zamansal olarak birbirinden kesin çizgilerle ayrılmayan 6 dönemden oluşur:
1) Prodrom Dönemi: Migren ağrısından önceki saatleri veya günleri ifade eden, yavaş yavaş gelişen dönemdir. Ortaya çıkan sendromlar genellikle vizüel özelliklerde kendini gösterir. Sese, kokuya ve ışığa aşırı duyarlılık, durgunluk, halsizlik, iştahsızlık, depresyon hali, konsantrasyon azlığı vb.
2) Aura Dönemi: Genellikle ağrıdan bir saat kadar önce başladığı bilinen ancak bazı olgularda ağrıyla birlikte geliştiği de gösterilen dönemdir. 5-20 dakika içinde gelişip en fazla bir saat içinde de düzelir. Ortaya çıkan semptomlar genellikle görseldir. Pozitif ve negatif semptomlar bir aradadır. Hastada bulanık görme hali söz konusudur. Aura migren ağrısı atağında olmazsa olmaz bir durum değildir. Bugün tüm migren hastalarının sadece yaklaşık %20 kadarını auralı tipteki migrenliler oluşturmaktadır.1988 yılında Uluslararası Baş Ağrısı Cemiyeti'nin yapmış olduğu sınıflandırmaya göre 7 tip migren tanımlanmıştır. Bunların en önemlileri ise auralı migren ve aurasız migrendir. Bunların tanı kriterleri şöyle belirlenmiştir:
Aurasız Migren
Aşağıdaki kriterlere uyan en az 5 atak: *4-72 saat süreli baş ağrısı *Aşağıdakilerden en az ikisine uyan baş ağrısı
a)tek taraflı yerleşim
b)zonklayıcı özellik
c)orta veya ağır şiddette ağrı
d)günlük fiziksel aktivite ile şiddet artışı *Ağrı sırasında aşağıdakilerden en az biri
a)bulantı ve/ya kusma
b)fotofobi ve/ya fonofobi
Auralı Migren
*Aşağıdakilerden en az 3 tanesine uyan, 2 veya daha fazla migren atağı
a)kortikal ve/veya beyin sapı disfonksiyonunu gösteren, bir veya daha fazla geri dönüşümlü aura semptomu
b) aura semptomlarından bir tanesinin 4 dakikadan uzun sürede gelişmesi veya birbirini izleyen 2 veya daha fazla semptom olması
c) hiçbir aura semptomunun 60 dk'dan uzun sürmemesi ve birden fazla semptom varsa bu sürenin oranlı olarak artması
d) auradan sonra baş ağrısının başlamasına kadar geçen sürenin 60 dk'yı geçmemesi
3) Ağrının Başlama Dönemi: Migren hastasında bir rahatsızlık oluşturan ve henüz migren ağrısının tipik özelliği olan zonklamanın ortaya çıkmadığı dönem olup ağrı atağının tedavisine başlamak için en uygun zamandır.
4) Ağrı Dönemi: Başlama dönemindeki rahatsızlık hissi dayanılmayacak hale gelir. Ağrı karakteristik özelliği olan zonklayıcı bir hal almıştır. Çoğunlukla bulantı bazen de kusma mevcuttur. Fotofobi, fonofobi ve osmofobi gibi aşırı duyarlılıklar hat safhadadır. Tedavi edilmezse saatlerce hatta bazen 1-2 gün sürebilir.
5) Ağrının Sonlanma Dönemi: Ağrının sakinleşerek zonklayıcı özelliğini kaybettiği bir kaç saat süren dönemdir.
6) Postdrom Dönemi: Rahatlama hissi ile birlikte ağrı öncesi dönemde(prodrom )meydana gelen değişikliklerin ortadan kaybolduğu normalleşme dönemidir. |