Hipertansiyon teşhisi ve klinik belirtiler PDF

hipertansiyon belirtileri klinik bulguları Hipertansiyon teşhisi ve klinik belirtiler
Çoğunlukla yüksek basınç gizlidir, yani hiçbir belirti vermez. Bu durumda ancak sistemli bir mu­ayene sırasında saptanır.
Ama hastalığı akla getiren işlevsel belirtilerle, özellikle sinirsel-duyusal bozukluklarla ortaya çı­kabilir:
— özellikle sabahları görülen, ense ya da alna yerleşen ya dayarım baş ağrısı (migren) biçiminde baş ağrıları;
— kulak uğuldamaları, yalancı baş dönmeleri; gözlerin önünde uçuşan sinekler ya da dan- seden parlak noktalar görme izlenimi; ağır bir yüksek basınca yakalanmış hasta­
larda puslu görme;
-- aynı biçimde, beyin kanlanmasının geçici olarak bozulması durumlarının herkesce bilinen anlamlan vardır: Hareket kusurlarına, kasılma nö­betlerine, söz yitimine (afazi) ya da bellek yitimi­ne (amnezi) yolaçabilirler;
— yüksek basınçlı kişi parmaklarının cansız
olduğu duygusuna kapılabilir ya da parmakların­
da gelip geçici ağrılar duyabilir;
- sidik sistemiyle ilgili belirtiler de yüksek ba­sıncı akla getirebilir: Sidik miktarı artabilir (po-liüri), sık sık işeme (pollakiüri), yani sidik mik­tarında fazlalaşma olsun olmasın sidik çıkarma sa­yısının artması görülebilir. Bu durumda hasta, ço­ğunlukla anormal olarak geceleri birçok kez sidik çıkartır.
Yüksek basınçlı kişilerde kalp-damar bozuk­luklarına da sık raslanır. Çaba harcama sırasında anormal biçimde soluk soluğa kalma (çaba har­camaya bağlı soluk darlığı) ya da yatar durumda soluk soluğa kalma (dinlenmede gelen soluk dar­lığı).
Ayrıca hastayı hekime başvurmaya götüren çeşitli bozukluklar vardır. Göz sümüksel zarında (konjonktiva) küçük kanamalar; burun kanama­ları: çoğunlukla uykusuzlukla birlikte görülen ge­nel bir bedensel ve ruhsal yorgunluk. Kolayca yük­sek basınca bağlanabilen bu işlevsel belirtiler dışında, hastalık az ya da çok ağır bir ihtilatla da ilk kez ortaya çıkabilir.
hipertansiyonlu kişinin klinik muayenesi
Klinik muayenede düzeltilebilir bir nedenin araştırılmasından başka, yüksek basıncın organiz­manın tümü üstündeki etkileri de değerlendiril­melidir.
Hastanın sorgusu
Önce yüksek basıncın hastanın yaşamındaki yerini saptamak gerekir. Bunun için eksiksiz ve kesin bir sorgu yapılmalıdır:
atardamar basıncı ölçümlerinin tarihleri ve
sonuçları sorularak hastalığın ne zaman başladığı
saptanmaya çalışılmalıdır;
önceden geçirilmiş, özellikle böbrekleri ve
sidik yollarını tutan hastalıklar bulunup bulunma­
dığı öğrenilmelidir;
hastanın yaşam biçimi, mesleği, ruhsal du­
rumu, beslenmesi ve tütün kullanımı konusunda
bilgi edinilmelidir;
ayrıca soygeçmişinin özellikle damar hasta­
lıkları yönünden araştırılması yararlı olabilir.
Asıl klinik muayene
Burada genel durum değerlendirilmelidir: Ya­kın tarihte şişmanlama ya da tersine zayıflama olup olmadığı, yüksek basınçtan özellikle etkilenen organlar oldukları için kalbin, beynin ve böbrek­lerin çalışma durumları araştırılmalıdır.
Kalbin ve damarların durumu
Çoğunlukla yüksek basınçla birlikte görülen sol karıncık yetmezliği belirtileri (özellikle soluk darlığı), tam kalp yetmezliği belirtileri (ödem, kal­be bağlı karaciğer büyümesi) kalp damarı yetmez­liği belirtileri (göğüs anjini ağrısı) aranmalıdır.
Çevresel atardamarların muayenesi, şakak atardamarlarının (şakaklardan), kol atardamarla­rının (dirsek büklümünden), uyluk atardamarla­rının (kasıktan), şahdamarlanın (boyundan) ve ayak atardamarlarının elle ve dinleyerek muayene­lerini kapsamalıdır.
Böbreklerin durumu
Böbreklerin hacminde bir artma olup olmadı­ğını araştırmak için bel bölgesi sistemli olarak elle muayene edilmelidir. Böbrekler yalnızca büyüdük­lerinde ele gelirler. Sidiğin görünümü, özellikle de miktarının çokluğu incelenmelidir.
Tamamlayıcı muayeneler
Nedene yönelik bir teşhis koyma durumunda yapılması istenen (ve nedenlerle birlikte ayrıntılı olarak incelenen) yüksek basıncın kesin nedenini
Hastanın sorgusu hekime değerli bilgiler ve­rir. Eöylece hekim, atardamar yüksek basıncının hastanın yaşamındaki yerini saptayabilecektir.
araştırmak için yapılan muayeneler dışında, bazı araştırmalar iç organların durumunu saptamayı amaçlar. İç organların durumu hastalığın gelece­ğini ve tedavi kararlarını büyük ölçüde belirler. Bu araştırmalar kuşkusuz özellikle kalbi ve da­marları, beyni ve böbrekleri kapsamalıdır.
Kalbin ve damarların durumu
Kalbin büyüklüğünü incelemek amacıyla gö­ğüs filmi çekilir.
Elektrokardiyogramda, sol karıncık büyümesi belirtileri ve kalp damarlarının hastalıktan etki­lenme belirtileri araştırılır.
Beynin durumu
Beynin durumu ya da daha doğrusu beynin atardamar durumu göz dibi muayenesiyle değer­lendirilir. Bu muayene, yüksek basınçta değişik­likleri önemli ölçüde erken ortaya çıkan ve çizim-sel olarak beyin dolaşımının durumunu yansıtan bir damar bölgesinin doğrudan gözlenmesini sağ­lar. Göz dibi muayenesinde ağırlık sırasıyla 4 tip­te sınıflandırılan bozukluklar görülebilir:
1. evrede: Ağtabaka atardamarcıkları daral­mış, düzensiz, parlak, ince ve serttirler. Normal 35 mm civanın altında olan ağtabaka atardamar basıncı yükselmiştir;
- 2. evrede: Atardamarcıkların biçimi bozul­
muştur ve genişlemiş toplardamarları ezerler. Bu.
çaprazlaşma belirtisi (ya da Gün belirtisi) denen
durumu yaratır;
3. evrede: Atardamarcık bozunları dışında,
iltihap belirtileri ve kanamalar ortaya çıkar;
4. evrede: önceki bozunlara ek olarak kör
nokta ödemi vardır.
Böbreklerin durumu
Biyolojik incelemeler böbrek bozukluğunun yüksek basıncın nedeni mi, sonucu mu olduğunu ortaya koymamakla birlikte, böbreklerin durumu­nun belirlenmesi zorunludur.
Böbrek işlevinin değerlendirilmesini sağlayan muayeneler şunlardır:
- sidikte protein aranması ve miktarının sap­
tanması (çoğunlukla albümin aranması ve mikta­
rının saptanması diye adlandırılır);
- sidikte mikrop aranması;
sidikte alyuvar ve akyuvar sayısı;
kanda üre düzeyinin saptanması;
böbreğin plazma temizleme katsayısının he­
saplanması (plazma temizleme katsayısı böbrek­
lerin verilen bir maddeden ı dakikada arındırdıkla­
rı kan miktarının mililitre cinsinden gösterilmesi­
dir)
Ayrıca bazı sistemli muayenelere başvurulur: Kan şeker (glisemi), kolesterol, ürik asit ve potas­yum düzeylerinin saptanması.
 
< Önceki   Sonraki >